top of page

İnternetin Ölümü ve İletişimin Kısır Döngüsü

  • 15 Haz
  • 2 dakikada okunur

Son dönemlerde tartışılan ve giderek odadaki fil haline gelen bir kavram var: Ölü internet Teorisi.


Tam olarak atıfta bulunabileceğimiz bir isme ait olmayan bu fikir; internetin 2016-2017 yıllarından itibaren botlar ve yapay sistemler tarafından doldurulmaya başladığı iddiasına dayanıyor. Özellikle yapay zeka dil modellerinin geldikleri noktayı gördüğümüzde bu görüşe katılmamak zor hale geliyor.


Kendi Kuyruğunu Yiyen Yılan: Sentetik Veri Çağı


İnsanın iletişim pratikleri binlerce yıldır çeşitli araçlarla çeşitlenmesine rağmen hiçbir zaman günümüzdeki kakofoniye yaklaşmamıştı. Bu belirsiz ve her an çevrimiçi iletişim süreçleri insan üstündeki baskıyı artırdı. Diğer yandan marka ve kurumsal iletişim uygulamaları profesyonellerin elindeyken yapay zeka sayesinde ilgisi olan herkes uzman iletişimci, tasarımcı ya da editör oldu. Sektördeki bu teknolojik sıçrama profesyonellerin elini bir anlamda hızlandırırken, diğer herkesin içerik ürettiği ve sistemi boğduğu bir duruma evrildi. Derin öğrenmeyi başaran yapay zeka ilk başlarda insanlığın görsel, işitsel ve yazınsal tüm mirasından faydalandı. Ancak bugün yapay zeka kendini yiyen yılan ouroboros’a dönüşmek üzere. Bunun başlıca sebebi artık internette yayınlanan hemen her şeyin bir yapay zeka dokunuşuna sahip olması. Sosyal medya metinleri, makaleler, şarkılar, görseller, videolar… Sonuç olarak bu teknoloji sadece çevrimiçi veriye ulaşabiliyor ve onu yiyerek büyüyor. Dolayısıyla günümüzde ve gelecekte yiyeceği şey tamamen kendi verisi haline geliyor.


Algoritmalar Algoritmaları Beslerken Yeni Fikirler Nereden Gelecek?


Eğer algoritmalar algoritmaları besliyor, yapay zekalar yapay zekalardan öğreniyor ve insanlar yalnızca birbirine benzeyen içeriklerle karşılaşıyorsa, gerçekten yeni fikirler nereden gelecek?


Dikkat ederseniz küçük bir şehirde bir açılışta yapılan konuşmadan, sosyal medyada paylaşılan gönderi metinlerine kadar çoğu zihinsel ürün yapay zeka çıktısı olarak karşımıza dikiliyor. Bu nedenle tek tipleşen sloganlar, tek tipleşen fikirler, tek tipleşen metinler görüp dinliyoruz. Yapay zekayı kullanan profesyoneller bunun farkında olsa da süreç geri dönülecek noktayı çoktan geçti ve “uyumlanmayan hayatta kalamaz” baskısı giderek artıyor. İşte internetin öldüğü nokta ve iletişimin kısır döngüsü tam olarak burada başlıyor.


İletişim Karnavalı ve Mağara Resimleri


İmgesel ve simgesel anlamla şekillenen iletişim tek düze bir fabrikadan çıkan ürünün çok ötesinde, ani patlamalar, sapmalar ve esprilerle dolu bir karnaval gibidir. Bunun en güzel örneklerinden biri, binlerce yıldır retorik sanatı olarak gelişen siyasettir. Siyasette kağıttan ya da prompterdan okuyan siyasetçilerin konuşması kitleye çok geçmezken, doğal konuşabilen bir lider her zaman duyguları yakalar ve sürükler. Hitabet planlanmış, doğal ve bazen anlık olmalıdır. Marka iletişimi de benzer şekilde insanla bağ kurmalıdır.


Çözüm; tabii ki yapay zekayı reddetmek değil… İletişimin içindeki insan nüvesini yitirmeden, süreci tamamen otonom hale getirmeden hibrit ve bağ kuran yapılar inşa etmek. Geleceğin getireceği yenilikleri kabul ederken yeryüzündeki otantik varlığımızı topyekûn başka bir zekanın eline bırakmadan ilerlemek ve iletişimin varoluşsal önemini kavrayarak belki biraz mağara resimlerindeki derin anlamı düşünmek...


Özgün Çağlar Berkit


 
 
 

Yorumlar


bottom of page